Payitaht Abdülhamid

Payitaht Abdülhamid

Resmi AZgold kanalı! Payitaht Abdülhamid bir Es Film yapımıdır!

Şərh

  1. Devrim Kaan Yüksel
    Devrim Kaan Yüksel
    14 saat əvvəl

    Hiç mi Tarih Bilmiyorsunuz! Oynayan oyunculara lafım asla olmaz olamaz. Onlara verilen rolleri yerine getiriyorlar. Ama bu senaryoyu yazan önce tarihi yeniden gözden geçirsin. Bu sahne Yavuz Sultan Selim Han'ın kendisini ziyarete gelen birisi tarafından rüyası anlatılır. Rüyasında Peygamber Efendimiz (S.A.V) gördüm. Ve Bizim Selim'e söyle sana bir kese altın versin. Sebebini sorarsa şöyle de. Bana her gece gönderdiği Salavat-ı Şerif'i bu gece unuttuğunu söylersin. Bunun telafisi için dersin dedi. Şimdi tarihi bir kez daha okuyunuz ve öğreniniz. İnsanlara yalnış bilgi vermeyin.

  2. Hüseyin Halil
    Hüseyin Halil
    14 saat əvvəl

    1908'de İstanbul'a hareket eden Selanik hareket ordusu komutanları, 1913'te Selanik teslim edilirken neden hareket halinde değildi.!?

  3. eli sadiqov
    eli sadiqov
    14 saat əvvəl

    969 beyenmeyenin 300-ü ermeni,300 rus,300-ü fransız,digerleride kanları bilinmeyenlerdir.

  4. Kadir Cobanoglu
    Kadir Cobanoglu
    14 saat əvvəl

    En ama en Zorlu dönemin en güçlü sultanı Cennet Mekan sultan Abdülhamid han rabbim mekanını cennet eylesin

  5. Shoiab khan
    Shoiab khan
    14 saat əvvəl

    💖💖💖💖💖💖💖💖💖💖💖💖

  6. Seide Muradova
    Seide Muradova
    14 saat əvvəl

    Mahmud paşanin hayin olmamasina cok sevindim

  7. ug ug
    ug ug
    15 saat əvvəl

    PSİKOLOJİK HARP, ALT BENLİĞE İŞLEME GİBİ TARİH BİLGİSİYLE HAZIRLANMAMIŞ VİDEOLAR..KENDİNİZİ ÇOK KAPTIRMAYIN MÜSLÜMANLAR. REYTİNG DE VAR BU PROJELERDE FİLM ÇÜNKÜ. GAZLA DİZİYLE TARİH ÖĞRENİLMEZ. ABDULHAMİT SULTAN ÇABALADI AMA O OLMASAYDI OSMANLI YİNE YIKILIRDI, ÖMRÜ BİRAZ DAHA UZADI SADECE.. DÖNEMİN TOPRAK (tunus-mısır-kıbrıs-rusya savaşı) KAYIPLARI, ALINAN BORÇLAR, DÜNYADA SANAYİ DEVRİMİ, ULUS ÜLKE OLMA ADIMLARNI DÜŞÜNÜRSENİZ OSMANLI BU DERTLERİN İÇİNDE ERİDİ. BİR YERDE MEMNUNİYETSİZ SAYISI ARTTIKÇA MUHALİF DE ARTAR KİMSE KUSURA BAKMASIN. O YÜZDEN KANUNÎ OLMAK KOLAYDIR, ABDULHAMİT OLMAK ZORDUR. OSMANLI DA ECDADIMIZ ÖMRÜ BİTTİ, CUMHURİYET DE ECDADIMIZ ÖMRÜ BİTMEYEN TÜRKLERİN YENİ ÜLKESİ.. ANGUTÇA cumhuriyet ve atatürk düşmanlığna gerek yok. Herkes var olan ülkesine faydalı olsun. Dizilerden kendi kedine nâra atmasın.

  8. Mirko GG
    Mirko GG
    15 saat əvvəl

    iluminatiiii

  9. İbrahim Tolunoğlu
    İbrahim Tolunoğlu
    15 saat əvvəl

    Daima izindeyiz

  10. Suzan Türkmen
    Suzan Türkmen
    15 saat əvvəl

    Nasıl dayandınız bunda hainliğe

  11. Caner B.
    Caner B.
    15 saat əvvəl

    Cennet mekan ULU HAKAN sultan ABDÜLHAMİD HAN seni unutmadık UNUTMAYACAĞIZ 🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷

  12. #SaveRalph
    #SaveRalph
    15 saat əvvəl

    Nicola la bu

  13. Ebubekir sıddık Çakır
    Ebubekir sıddık Çakır
    15 saat əvvəl

    Bu gün hala izliyorum

    1. Yusuf Polat Çelenk
      Yusuf Polat Çelenk
      15 saat əvvəl

      Aynen

  14. Emir Telli
    Emir Telli
    15 saat əvvəl

    Siz kaybettiniz bay heckler kadar doldurmuyor bay kassel

  15. Gaye EKİCİ
    Gaye EKİCİ
    16 saat əvvəl

    sulatana mıza laf söyleyenin dilini koprarırız gözdikenin gözünü oyan yediriz kanindan şerbet kafa tasından süsyaparız evel allah

  16. Oguzhan Candiri
    Oguzhan Candiri
    16 saat əvvəl

    Emrimi yerine getiriniz

  17. Sahure Çelen
    Sahure Çelen
    16 saat əvvəl

    Ah ah koca sultan ne hale geldi ama asla imanından inancından vazgeçmedi ama herkes gerçekleri öğrenecek eninde sonunda

  18. Sahure Çelen
    Sahure Çelen
    16 saat əvvəl

    Bunu size yapanlar cennet yüzü gormessin

  19. Abdullah Kocaman
    Abdullah Kocaman
    16 saat əvvəl

    Mekanin cennet olsun osman pasa

  20. Aytekin Nuriyeva
    Aytekin Nuriyeva
    16 saat əvvəl

    KALK KOCA GAZİ KALK

  21. Raul Rzayev
    Raul Rzayev
    17 saat əvvəl

    1896da Boyuk Britaniyada monarx Kralice yox Kral olub😀

  22. ibrahim vural
    ibrahim vural
    17 saat əvvəl

    Ulu Türk mü, ya hu siz fıkra mısınız? Osmanlı Padişahlarının tamamına yakını genellikle Slav olan cariyeler ile evlenmişler ve onlardan olan şehzadeler de yine yabancı cariyeler ile evlenmişler Türk ile evlenen Osmanlı Padişahlarının sayısı bir elin parmakları kadardır. Kısacası 2. Abdülhamit'e test yapılsa adamda %1 bile Türk kanı çıksa öper başımıza koyarız onun için Ulu Türk diye başlık atarak komik düşmek yerine Yüce Padişahın Ölümü diye yazsaydın daha güzel olurdu sayın admin böyle yazarak komik duruma düşmüşsün.

  23. Kykn Mnk
    Kykn Mnk
    17 saat əvvəl

    Yapimcu senarist yonetmen gercek tarihi niye yansitmiyorsunuz neden kacisini da cekmediniz insanlarin beynini yikamayi ne kadar seviyorsunuz yaziklar olsun

  24. study with me
    study with me
    17 saat əvvəl

    Abdülhamitden sonra Ahmet Nuri gelseydi Osmanlı nerelerde olurdu

  25. Ilgar Mammadov
    Ilgar Mammadov
    17 saat əvvəl

    Çox gözəl , Möhtəşəm bir diziidi. Allah Peyqəmbər ﷺ ümmətini birləşdirsin və hər zaman ucaltsın. Yeni dizilər ümüdü ilə, Azərbaycannan Salamlar bütün ekipinizə.

  26. Samet Demir
    Samet Demir
    18 saat əvvəl

    pastırma diyerek ölmesini bekliyordum ama :)

  27. Fatıma ÇON
    Fatıma ÇON
    18 saat əvvəl

    Esselamün aleyküm yanlış bi kelime. Başına el takısı gelince kelime marife olur ve tenvin düşer .yani selam şöyle verilir SELAMÜN ALEYKÜM ya da ESSELAMÜ ALEYKÜM SELAM BÜYÜK BİR DUADIR. ALLAHIM SENİN ÜZERİNE ESENLİKLER DÜNYA VE AHİRET HUZURU VERSİN DEMEKTİR. YAHUDİLERİN EN ÇOK MÜMİNLERİ KISKANDIĞI MESELE TANIDIĞINIZ TANIMADIĞINIZA SELAM VERİN HADİSİYLE AMEL ETMEMİZDİR. ALLAHIN SELAMI ABDÜLHAMİD HANI SEVEN KARDEŞLERİMİZİN ÜZERİNE OLSUN. Not: bilgilendirmek amacıyla yazdım hata buldum diye değil çünkü bu yanlış dönem dizilerinde çok yapılıyor

  28. Putra Galuh
    Putra Galuh
    18 saat əvvəl

    Si mahmud "ular kepala dua". Muka penghianat.

  29. Ömer Eren KETEN
    Ömer Eren KETEN
    18 saat əvvəl

    Efsane bölüm

  30. Niko Aliyev
    Niko Aliyev
    18 saat əvvəl

    Yeni gelen pasalarida hic fazla gostermediler dizide bole senarist yonetmen yapimcilari sovmek lazim

  31. Nodira Daniyarova
    Nodira Daniyarova
    18 saat əvvəl

    Tüm Türkiye'ye halkına merhaba. Ben Özbekistan başkenti Taşkentten izledim bu diziyi. Çok muhteşem güzel dizi. Bu videoyu ağlayarak izledim. Sanki bunlar benim canlarım, onlarla vedalaşmak ailemle veda etmiş gibi geldi bana. Tüm ekibe ve oyunculara teşekkürler

  32. Doğukan Çam
    Doğukan Çam
    18 saat əvvəl

    Bazı bölümler niçin yok

  33. Mustafa Akbıyık
    Mustafa Akbıyık
    19 saat əvvəl

    Tamamen bitti mi ya artık

    1. Ebubekir sıddık Çakır
      Ebubekir sıddık Çakır
      15 saat əvvəl

      Bitmedi bitmedi... O hala kalbimizde

    2. Celil Soydan
      Celil Soydan
      17 saat əvvəl

      Malesef düşük reytingler finali erkenealdı

  34. Ahmet horasan
    Ahmet horasan
    20 saat əvvəl

    Unutmayacağız ulu sultan Abdülhamid Han. Ruhun Şad, mekânın cennet, makamın âli olsun.

  35. Tinovinda
    Tinovinda
    21 saat əvvəl

    Toloongg adainn yg berbahasa indonesiaaa nyaa minn🙏 sangat bermanfaat

  36. Ass Sss
    Ass Sss
    21 saat əvvəl

    Kızıl Sultan bu dünya sanada kalmadı

  37. Ali Okan Sarıca
    Ali Okan Sarıca
    21 saat əvvəl

    🔱 🇰🇿'🇰🇬'🇺🇿'🇹🇲'🇦🇿'🇹🇷 🔱 Türklerin tarih boyunca kurduğu: 16 İmparatorluk 38 Devlet 37 Hanlık 33 Beylik 10 Cumh. 4 Atabeylik vardır. Bunların toplamı 138'dir. Tarihte bir başka örneği yoktur. ~ Büyük Hun İmparatorluğu~220-45 ~ Doğu Hun İmparatorluğu~156-48 ~ Batı Hun İmparatorluğu~ 216-48 ~ Avrupa Hun İmpartorlğu~375-454 ~ Eftalitler İmp. (Ak Hun) ~440-710 ~ Touba Türk Hanedanlığı~386-534 ~ Kuzey Vey Hanedanlığı~388-535 ~ Toharistan Yabguluğu~658-759 ~ Sabirler Kağanlığı ~461-465 ~ Kidarite Krallığı ~320-500 ~ Avar Kağanlığı ~600-823 1- Birinci Göktürk Kağanlığı~552-603 2- İkinci Göktürk Kağanlığı~681-744 3- Karluk Yabgu Devleti ~665-681 4- Türk Şahiler Devleti~665-850 5- Seyento Hanlığı~630-647 6- Türgeş Kağanlığı~699-766 7- Kimek-Kıpçak Birliği~880-1200 8- Uygur Kağanlığı~742-840 9- Oğuz Yabgu Devleti~ 750-1055 10- Kangar Birliği ~840-990 11- Karahanlılar Devleti~ 840-1212 12- Yenisey Kırgız Kağanlığı~840-1207 13- Karahoca Uygur Krallığı~991-1209 14- Peçenek Hanlığı~ 860-1091 15- Kansu Uygur Krallığı~848-1036 16- Kuman Kıpçak Hanlığı~1011-1240 17- Ahmadili Hanedanlığı~1112-1220 18- İldenizli Atabeyliği~1136-1225 19- Salgurlar Hanedanlığı~1148-1286 20- Osmanlı İmparatorluğu~1302-1923 21- Karakoyunlu Devleti~1380-1469 22- Hazar Kağanlığı~651-1048 23- Büyük Bolgar Hanlığı~632-665 24- İlk Bolgar İmparatorluğu~681-864 25- Volga Bolgar Devleti~626 -1236 26- Tulunoğulları~ 868 - 935 27- İhşidiler Devleti ~935-969 28- Böriler Şam Atabeyliği~1104-1154 29- Zengi Devleti~1127-1250 30- Memlük Türk Devleti~1256 - 1517 31- Karamanoğulları Beyliği~1711-1835 32- Delhi Sultanlığı~1206-1526 33- Bengal Sultanlığı~1352-1576 34- Gazneliler Devleti~977-1186 35- Adilşahlar Devleti~1490-1686 36- Kutbşahlar Devleti~1518-1687 37- Babürlüler İmparatorlğu~1526-1858 38- Haydarabad Devleti ~1724-1948 39- Selçuklu İmparatorluğu ~1037-1157 40- Kerman Selçuk Sultanlğı~1041-185 41-Anadolu Selçuklu Devleti~1071-1308 42- Harzemşahlar Devleti ~1077-1231 43- Akkoyunlular Devleti ~ 1378-1508 44- Çağatay Hanlığı ~1227-1347 45- Altın Ordu Devleti ~1242-1502 46- Timur imparatorluğu ~1370-1507 47- Şeybaniler Hanlığı ~1428-1599 48- Kazan Hanlığı ~1438-1552 49- Kırım Hanlığı ~ 1441-1783 50- Nogay Ordası ~ 1398-1642 51- Kazak Hanlığı ~1465-1847 52- Büyük Orda ~1459-1502 53- Astrahan Hanlığı ~1466-1554 54- Sibir Hanlığı ~1464-1598 55- Buhara Hanlığı ~1500-1785 56- Hive Hanlığı ~1515-1920 57- Yarkand Hanlığı ~1514-1680 58- Bucak Ordası ~ 1620-1770 59- Buhara Emirliği ~1785-1920 60- Irak Selçukluları ~1118-1194 61- Doğu Türkistan Uygur Devleti 62- Resüliler Hanedanlığı~1229-1454 63- Safeviler Devleti~1501-1736 64- Afşar Hanedanlığı~1736-1802 65- Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ~1983 66- Türkiye Cumhuriyeti ~1923 67- Türkmenistan ~1991 68- Azerbaycan ~1918 69- Özbekistan ~1991 70- Kırgızistan ~ 1991 71- Kazakistan ~1991 72- Tataristan ~ 1993 73- Çuvaşistan ~1920 74- Yakutistan ~1923 75- Nahçıvan ~1990 76- Tuva Cumhuriyeti~1944 77- Kızılyar Krayı~1934 78- Kabardey Balkar ~1991 79- Başkurt Özerk Cumhuriyeti~1990 80- Altay Cumhuriyeti ~1991 81- Hakasya Cumhuriyeti~ 1993 82- Gagauzya ~1990 83- Hatay Cumhuriyeti ~1938 84- Batı Trakya Türk Cum.~1913 ~ TÜRK BEYLİKLERİ ~ 1- Erbil Beyliği~1146-1232 2- Çaka Beyliği ~1081-1098 3- Eretna Beyliği ~1092-1202 4- Mengüçlü Beyliği ~1072-1277 5- Saltuklu Beyliği ~1092-1202 6- Danişmendli Beyliği ~1092-1202 7- Dilmaçoğulları Beyliği~1085-1192 8- İnaloğulları Beyliği ~ 1098-1183 9- Ahlatşahlar Beyliği ~1100-1207 10- Artuklular Beyliği ~1102-1408 11- Dobruca Beyliği ~1281-1299 12- Tanrıbermişler ~1074-1098 13- Germiyanoğulları ~1300-1423 14- Menteşeoğulları ~1280-1424 15- Sahipataoğulları ~1275-1342 16- Pervaneoğulları ~1277-1322 17- Ramazanoğulları ~1325-1608 18- İnançoğulları ~ 1261-1368 20- Çobanoğulları ~1227-1309 21- Karesioğulları ~ 1297-1360 22- Candaroğulları ~1299-1462 23- Osmanoğulları ~1290-1302 24- Hamitoğulları ~ 1301-1423 25- Karamanoğulları ~1300-1423 26- Saruhanoğulları ~1302-1410 27- Tacettinoğulları ~1303-1415 28- Aydınoğulları ~ 1308-1426 29- Tekeoğulları ~ 1321-1390 30- Eşrefoğulları ~ 1280-1326 31- Çubukoğulları ~1085-1092 32- Dulkadiroğulları ~ 1339-1521 33- Kadıburhaneddin ~1381-1398 ~ DİĞER HANLIKLAR ~ ~ Marağa Hanlığı ~ Kuba Hanlığı ~ Bakü Hanlığı ~ Şeki Hanlığı ~ Tebriz Hanlığı ~ Gence Hanlığı ~ Cavad Hanlığı ~ Derbent Hanlığı ~ Erdebil Hanlığı ~ Halhal Hanlığı ~ Zencan Hanlığı ~ Şirvan Hanlığı ~ Karabağ Hanlığı ~ Revan Hanlığı ~ Karadağ Hanlığı ~ Nahçıvan Hanlığı ~ Merend Hanlığı ~ Urmiye Hanlığı ~ Maku Hanlığı ~KURUCU HÜKÜMDAR HANEDANLAR~ -Kıpçaklar -Tatarlar -Uzlar ✓ Boyar Soyluları ~ Rusya/Ukrayna ✓ Basarab Hanedanları ~ Romanya ✓ Arpad Hanedanları ~ Macaristan ✓ Krum Hanedanları ~ Bulgaristan ✓ Tulo Hanedanları ~ Bulgaristan ✓ Asen Hanedanları ~ Bulgaristan ✓ Terter Hanedanları ~ Bulgaristan ✓ Haleci Hanedanları ~ Hindistan ✓ Tuğluk Hanedanları ~ Hindistan ✓ Kölemen Hanedanları ~ Hindistan ✓ Bahri Hanedanları ~ Mısır Memlük ✓ Karamanlı Hanedanları ~ Libya ✓ Avşar Hanedanları ~ İran (Oğuz) ✓ Kacar Hanedanları ~ İran (Oğuz) ~OSMANLI İMP. BAĞLI DEVLETLER~ ✓ Avrupa Kıtası 1. Türkiye (Anadolu) 2. Bulgaristan (545 yıl) 3. Yunanistan (400 yıl) 4. Sırbistan (539 yıl) 5. Karadağ (539 yıl) 6. Bosna-Hersek (539 yıl) 7. Hırvatistan (539 yıl) 8. Makedonya (539 yıl) 9. Slovenya (250 yıl) 10. Romanya (490 yıl) 11. Slovakya (20 yıl) 12. Macaristan (160 yıl) 13. Moldova (490 yıl) 14. Ukrayna (308 yıl) 15. Azerbaycan (25 yıl) 16. Gürcistan (400 yıl) 17. Ermenistan (20 yıl) 18. Güney Kıbrıs (293 yıl) 19. Kuzey Kıbrıs (293 yıl) 20. Rusya güney toprakları (291 yıl) 21. Polonya ( Lehistan) (25 yıl) 22. İtalya güneydoğu kıyıları (20 yıl) 23. Arnavutluk (435 yıl) 24. Belarus (25 yıl) -himaye- 25. Litvanya (25 yıl)-himaye 26. Letonya (25 yıl) - himaye 27. Kosova (539 yıl) 28. Voyvodina (166yıl) ✓ Asya Kıtası 29. Irak (402 yıl) 30. Suriye (402 yıl) 31. Israil (402 yıl) 32. Filistin (402 yıl) 33. Ürdün (402 yıl) 34. Suudi Arabistan (399 yıl) 35. Yemen (401 yıl) 36. Umman (400 yıl) 37. Birleşik Arap Emirlikleri (400 yıl) 38. Katar (400 yıl) 39. Bahreyn (400 yıl) 40. Kuveyt (381 yıl) 41. Iranin batı toprakları (30 yıl) 42. Lübnan (402 yıl) ✓ Afrika Kıtası 43. Mısır (397 yıl) 44. Libya (394 yıl) 45. Tunus (308 yıl) 46. Cezayir (313 yıl) 47. Sudan (397 yıl) 48. Eritre (350 yıl) 50. Somali (350 yıl) 51. Kenya sahilleri (350 yıl) 52. Tanzanya sahilleri (250 yıl) 53. Çad'ın kuzey bölgeleri (313 yıl) 54. Nijer'in bir kısmı (300 yıl) 55. Mozambik kuzey toprakları (150 yıl) 56. Fas (50 yıl) - himaye 57. Batı Sahra (50 yıl) - himaye 58. Moritanya (50 yıl) - himaye 59. Mali (300 yıl) 60. Senegal (300 yıl) 61. Gambiya (300 yıl) 62. Gine Bissau (300 yıl) 63. Gine (300 yıl) 64. Etiyopya'nın bir kısmı (350 yıl) ✓ ÇİN'liler arasında eriyen Hanedanlar ve HUN ardılları: ~ Çu Zhou Hanedanları m.ö1122 ~ Tang Hanedanlığı (tabgaç kökenli) ~ Birinci Chao Hun Devleti (304-329) ~ İkinci Chao Hun Devleti (328-352) ~ Hsia Hun Devleti (407-431) ~ Lov-lan Hunları (442-460) ~ Batı Wei - 535-557 (tabgaç) ~ Kuzey Zhou - 557-581(tabgaç) ~ Büyük Yan - 756-763 (tabgaç) ~ Hou tang - 923-937 (şatuo kökenli) ~ Jin - 936-947 (şatuo) ~ Hou Han - 947-951 (şatuo) ~ Kuzey Han - 951-979 (şatuo) √ The Secret History of the Mongols (M.G.T. -Chengisnâme -Ogedei Khan) ✨Cengiz Kağan'ın bağlı olduğu ✨Böri Tigin (Börijigid) (şatuo) ✨Börte A'chi'na (Börteçine) (şatuo) 🔱 3 TÜRK KAĞANLIK AİLESİ 🔱 "Türk Budun" 'Teñgri-teg Teñgride Bolmış Kagan' 'Teñeride Kuday Telekeyde Kagan' ✨ A'shi'na Böri (Gök Böriler -Aşina) ✨ A'shi'de Pars (Arslanlar - Aşide) ✨ Kıpçak Böriler (Ulu Hanlar Ailesi) ✓ EN ESKİ TÜRK BOYLARI Tu'jue, Ti'ele, Tou'ba, Ta'tar, Türq'eş, Tanq'ut, Tuy'qun, Tele'üt, Tuğ'luk, Tard'uş, Tö'les, Tenq'iz, Tonq'ra, Tai'qa, Te'leng, Ting'ling, Tab'gaç, Al'tai Kiji, Şa'tuo, Ba'urgu, Bol'gar, Sa'bar, Bi'ceneg, Hegu, Kırk'ız, Kar'luk, Kum'uk, Ki'mek, Ki'pçak, Keng'er, Kang'lı, Ong'ut, On-Ok, On-Og'ur, Uz, Og'uz, Ui'gur.. ✨OĞUZ KAĞAN✨ (Kut ve Yarlık verilen Gök Yeleli) √ OĞULLARI - BOYLARI Gün Han (Sun) -Kayı -Bayat -Alkaevli -Karaevli Ay Han (Moon) -Yazır -Döğer -Dodurga -Yaparlı Yıldız Han (Star) -Avşar -Kızık -Beydili -Karkın Gök Han (Sky) -Bayındır -Peçenek -Çavuldur -Çepni Dağ Han (Mounth) -Salur -Eymür -Alayuntlu -Yüreğir Deniz Han (Sea) -İgdir -Büğdüz -Yıva -Kınık ✓ İKİ BIÇAK / KIPÇAK BOYLARI - BÖRİLER (Ulu Hanlar) - KANGAROGLU - KARABÖRKLİ - KULABOĞLU - ULADJOGLU - BURDJOGLU - TOKUZOBALAR - URANKAYLAR - SARICALILAR - YETİOBALAR - DURUTLAR - ELBÖRİLER - JORTAN - KOTAN ✓ KAZAK - KIRGIZ - ÖZBEK BOYLARI -Kanlı -Sirgeli -Jelayir -Uysun -Ojaktı -Alban -Suvan -Dulat -Argın -Kongrat -Taraktı -Karakesek -Kete -Törtkara -Şömekey -Bayul -Aday -Altın -Japas -Altıbas -Taz -Baybaktı -Maskar -Esentemir -Isık -Tana -Kızılqurt -Kerderi -Kereyit -Tabın -Jağalbayul -Jolbars -Buçay -Küldenen -Karabalık -Akbora -Arlat -Bularçi -Tamgalı -Törtovul -Kökcarlı -Ergene -Merkit -Matay -Katagan -Şeybani -Nogay -Janibek -Togan -Alpagu -Töregen -Baltalı -Barlas -Bartan -Baganal -Bagatur -Nayman Baykal gölünden Balkanlara İlahi gücün sancaktarları Şamanların rüyaları İmamların duaları Pirlerin niyazlarıyla Gökte Hilâl, Yerde 'K I Z I L E L M A' Ali Okan Sarıca / 2015 🔱 40 TATAR 🔱

    1. Ali Okan Sarıca
      Ali Okan Sarıca
      15 saat əvvəl

      @Ebubekir sıddık Çakır Buyur kardeşim, resimden emojiden anlamıyorum ben, şayet zeka geriliği yoksa okuman yazman varsa bir zahmet kendini cümlelerle ifade et..

    2. Ebubekir sıddık Çakır
      Ebubekir sıddık Çakır
      15 saat əvvəl

      @Ali Okan Sarıca 😵

    3. Ali Okan Sarıca
      Ali Okan Sarıca
      15 saat əvvəl

      @Ebubekir sıddık Çakır Ben birşey yapmadım, ne yaptıysa Türkler yaptı ben sadece yazdım.

    4. Yusuf Polat Çelenk
      Yusuf Polat Çelenk
      15 saat əvvəl

      Aynen

    5. Ebubekir sıddık Çakır
      Ebubekir sıddık Çakır
      15 saat əvvəl

      Ne yaptın abi

  38. интересное KZ
    интересное KZ
    21 saat əvvəl

    ❤🇰🇿

  39. Syarif Hidayatullah'_
    Syarif Hidayatullah'_
    21 saat əvvəl

    Langsung nangis pas liat video ini.inget sama perjuangan nya..mereka sekuat tenaga mempertahankan negara dan keadilan😭😭😭.. Sultan abdul hamid & tahsin pasha❤️❤️🇹🇷🇹🇷🇹🇷..salam dari indonesia🇮🇩

  40. burhan ersin
    burhan ersin
    22 saat əvvəl

    Ben diziyi izlerken tarihi araştırdığım için sanki diziyi o an yaşıyor gibi oluyorum ama en acısı dizi bitti hem canımızı en acıtıcı şekilde bitti

  41. Hasan Basri
    Hasan Basri
    23 saat əvvəl

    Kürşad'ı Atsız araştırıp ortaya çıkarıyor, Abdülhamid nereden biliyor kürşad'ı 😂😂

  42. Abdül Samet Becit
    Abdül Samet Becit
    23 saat əvvəl

    Seni unutmak demek bize azap olur tevhidin sancağı mahşere kadar islamın gök kubesinde dalgalanacak

  43. Meryem ile islam
    Meryem ile islam
    23 saat əvvəl

    Bende kavuşsam dostuma bende varsam o makama ya ilahi nasip et 🌿😭

  44. Merkzar
    Merkzar
    23 saat əvvəl

    İlk bölümünden beri biliyordum sonunun hüzünlü olacağını ama her bölümünü mutlulukla ve keyifle izledim. Ve hepimiz için bir utanç kaynağıdır ki millet olarak ileri görüşlü ülkesi için çabalayan ve büyük başarılar elde eden her vatan evladını ya yerin dibine göndük ya desteklemedik ya da seveni kadar nefret edenini türettik. Ne Nuri Demirağ kaldı ne Vecihi Hürkuş ne Mustafa Kemal ne de Abdülhamid, hiçbirinin yapmak istediğini anlamayıp bir şekilde yarım yamalak sevmeyi ya da körü körüne nefret etmeyi nasıl başarabildik gerçekten hayret verici bir utanç benim için.

  45. Rama Julian Putra
    Rama Julian Putra
    Gün əvvəl

    @payitahtAbdulhamdi sub tittle indonesia please

  46. Erhan Kersim
    Erhan Kersim
    Gün əvvəl

    Filmin sonu hüzünle bitecekti bizler bunu bile bile severek izledik.. emeği gecenlerden allah razı olsun.. gercekten final sahnesi gözyaşlarımızı tutamadık.. mekanınız cennet olsun Ulu Hakanım

  47. Sulhiyyə Bayramlı
    Sulhiyyə Bayramlı
    Gün əvvəl

    Emeyi keçen her kese sonsuz teşekkurle çox gözel alnamlı bi tarixi dizi .bu diziyi izlerken cox sey örgendim

  48. Emre Altındaş
    Emre Altındaş
    Gün əvvəl

    👏👏👏👏👏 bitmesine çok üzüldüm 😔😔😭😭 çok güzel bir diziydi

  49. Merhaba1983 Merhaba
    Merhaba1983 Merhaba
    Gün əvvəl

    Tarih seni unutturmak istedi anma torunların hatırlattı

  50. Dünya Durmaz
    Dünya Durmaz
    Gün əvvəl

    Severek izledik. Hem duygulandik, hem gururlandik. EyvAllah...

  51. Furkan Atilla
    Furkan Atilla
    Gün əvvəl

    Mahmut paşa best bu Arada 😂😂😂

  52. Furkan Atilla
    Furkan Atilla
    Gün əvvəl

    2021 ama ben gene izliyom

  53. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  54. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  55. Dünya Durmaz
    Dünya Durmaz
    Gün əvvəl

    Unutmadik, unutmayacagiz, unutturmayacagiz.

  56. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  57. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  58. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  59. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  60. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  61. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  62. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  63. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  64. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  65. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  66. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  67. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  68. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  69. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  70. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  71. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  72. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  73. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  74. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  75. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  76. Mansur ma'nâ-yı harfi
    Mansur ma'nâ-yı harfi
    Gün əvvəl

    HİMMETİ MİLLETİ OLANIN, KIYMETİ MİLLETİ KADARDIR Himmet, kalp isteği ile gösterilen ciddi gayret demektir. Bir insanın himmeti, yani kalbi gayreti neye yönelirse, o yöneldiği şeyin önem derecesine göre insan da kıymet kazanır. Bu yönüyle himmet, insanın kıymetini belirleyen bir ölçüdür. Himmeti uyandıran en etkili sebeplerden birisi, milliyet fikridir. Milliyet fikri ile uyanmış bir kişinin himmeti, bütün milleti olur. Adeta millet küçülür, o kişi olur ve kalbine yerleşir. Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri'nin şu şöyle demektedir: "Kimin himmeti milleti ise o kimse tek başıyla küçük bir millettir." Himmeti, milletinin menfaatleri olan bir kişinin canı, ne kadar tatlı ve kıymetli de olsa, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa, milleti için feda etmekle iftihar eder. Zerreyi Dağa Dönüştüren ve Arslanı Tilkiye Mağlup Ettiren Sır Bir insan, fıtraten ne kadar yiğit ve kahraman da olsa, eğer İslami milliyet fikriyle himmeti uyanmazsa, o fıtri olan yiğitliğini cüz`i bir menfaat uğruna veya şahsi bir garaz adına veya bir tek şahıs yoluna veya bir grup insanın namusu için sarf eder. Himmeti küçük ve kısa olduğu için elbette tatlı hayatını böyle küçük şeylere feda edemez. Arslan fıtratlı iken, himmetini sarf edeceği yüksek hedefler peşinde koş(a)mayan insanlardan oluşan bir toplum, düşmanları karşısında korkak ve sefil bir duruma düşmeye ve mağlup olmaya mahkumdur. Özellikle de Türk ve Kürt milletlerinde, hakikaten harikulade bir yiğitlik ve kahramanlık kabiliyeti bulunmaktadır. Fakat himmetleri, İslami milliyet fikriyle uyanmazsa, küçük bir maddi menfaat uğruna veya cüz`i ve göreceli bir şeref yoluna veya "Filan yiğittir!" övgüsüne mazhar olmak adına veya ağasının namusunu yüceltmek hesabıyla hayatını hafife alır. Adeta dağın fare doğurması gibi, o harikulade olan kahramanlık ve yiğitlik seciyesi bir hiç uğruna heba olur gider. Halbuki İslami milliyet fikri ile Türkün ve Kürdün himmeti uyansa, o fıtratlarında olan kahramanlık seciyesi, bütün aleme meydan okuyup kendini tasdik ettirecek ve İslam adına kahramanlık destanları yazacaktır. Küçük bir maddi kazanç uğruna, seve seve hayatını hafife alacak kadar cesur ve yiğit olanlar, ebedi hazineler değerinde olan İslamiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, binler şevkle seve seve feda etmez mi? Ben Ölsem de Milletim Sağ Olsun ! Bütün güzel şeylerimiz gayr-ı Müslimlerin eline geçtiği gibi ahlaki değerlerimizi de yine onlar çalmışlar. Sanki yüksek ahlakımız, bizim nezdimizde revaç bulmadığından, bize darılıp onlara iltica etmiş gibidir. Buna karşılık gayr-i Müslimlerin rezil ahlakları da kendileri içinde revaç bulmadığından, bizim cehaletimizin pazarına getirilmiş gibidir. Maalesef büyük bir hayretle görmekteyiz ki Batı'nın günümüzdeki maddi kalkınma ve ilerlemesinin en temel esası, şahıslara "Ben ölsem de milletim sağ olsun!" dedirten yüksek hasletleridir. Hakikatte bu haslet, hak dinin bir gereği olduğu halde, ne yazık ki Batılılar bu ali hasleti bizden çalmışlar. Bundan dolayıdır ki onların bir fedaisi, "Ben ölsem de milletim sağ olsun yeter. Çünkü milletimin içinde, ebedi bir manevi hayatım vardır" diyerek milleti ve mukaddesatı uğruna büyük fedakarlıkları göze almakta ve yüksek bir himmetle hizmet etmektedir. Sayıca az da olsalar, bu yüksek himmetle büyük başarılar kazanmakta ve Müslümanlara maddeten galip gelip onları mağlup etmektedirler. Bütün sefaletlerin ve bencilliklerin esası, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun. İsterse tufan olsun" veya "Ben susuzluktan ölürsem, tek damla yağmur bile yağmasın!" dedirten anlayıştır. Bu anlayış, maalesef bugün Müslümanların himmetinin elini tutmuş rehberlik etmektedir. Biz Müslümanlara yakışan ve -hak olan dinimizin bir gereği olarak - ruhumuzla, canımızla, vicdanımızla, fikrimizle ve bütün kuvvetimizle dememiz gereken şudur: "Biz ölsek de milletimiz olan İslamiyet ilelebet bakidir. Milletim sağ olsun. Ahiret sevabı bana kafidir. Milletin hayatındaki hayat-ı maneviyem beni yaşatır, alem-i ulvide (cennette) beni mütelezziz eder (lezzetlendirir). Ölüm, Nevruz günümüzdür, baharımızdır." Kaynaklar : 1- Hutbe-i Şamiye 2- İslami milliyet : Millet olarak sadece kendi ırkından olanları değil, bütün Müslümanları dünyada ve ahirette hakiki kardeşler olarak görüp, milleti bilmek

  77. Sevim Mergen
    Sevim Mergen
    Gün əvvəl

    Güzel diziydi....😇

  78. İbrahim Alyalı
    İbrahim Alyalı
    Gün əvvəl

    İttihat ve Terakki cemiyeti üyelerinin asıl yatacak yeri yok Sultan'ım ... Azapları daim olsun...